Son yıllarda yazılım satın alma kararlarındaki süreç çok değişti. 15 yıl öncesinde, yazılım satışı gerçekleştirmenin yolu, şirketin en üst düzey yöneticileriyle yapılacak toplantılardan geçiyordu. O dönemi yaşayanların hemen gözünün önüne gelmiştir; büyük sunumlar, uzun teklif süreçleri ve sonrasında hararetli pazarlıklar! Yazılım satın alma kararı, bireylerin (yani yazılımı kullanacakların) kullanabilirliği değil, bir dizi farklı kriterin (maliyet, sistem uyumluluğu v.b.) uygunluğuna göre veriliyordu. Sonuç olarak şirketin hangi yazılımı satın alacağını ve böylece tüm çalışanlarının ne kullanacağını seçen üst düzeydeydi. Kullanıcılara düşense, sadece bu yazılımı her ne şekilde olursa olsun kullanmaya çalışmaktı.

Değişim nasıl başladı?
2007’de bu durumda ciddi bir değişim gerçekleşti. İPhone’un ve diğer akıllı telefonların ortaya çıkışı, yazılımı seçkinlerin ve meraklıların koruduğu dönemi sona erdirdi. Birdenbire, kullanıcılar kendileri de yazılım konusunda seçim yapar hale geldiler. Mobil uygulama mağazalarının açılmasıyla, yazılım insanların açıkça değer verdiği bir şey haline geldi: günlük hayatta kullandığımız somut bir araç. Hepimiz günlük olarak yazılım tüketicisi olduk ve bunun şirketler üzerindeki etkisi de büyük oldu.

Bugün, satın alma kararları daha aşağıdan yukarıya doğru işliyor. Çalışanlar artık işteki iç iletişim sisteminin neden Whatsapp kadar iyi olmadığını, neden proje yönetimi araçların anlaşılmaz olduğunu, neden Dropbox’ı ve Evernote’u iş yerinde kullanamadıklarını sorgulayabilecek durumdalar. Hatta bir çok iş yerinde SaaS tabanlı tüketici yazılımları, kullanıcıların önderliğinde günlük iş amaçlı uygulamaların da gayri-resmi çözümü haline gelebiliyor; “enterprise level” CRM yazılımı dururken, WhatssApp’tan müşteriye belge yollamanın cazibesi ve kolaylığına çoğumuz zaman zaman kapılabiliyoruz :-). Sonuç olarak alt ve orta seviye çalışanların şirket içi politikalardaki etkilerinin artmasıyla, şirketlerin karar alma sürecinde her seviyede çalışanın bulunması gittikçe yaygınlaşıyor.

Truva Atı 🙂
Buna eşlik eden bir başka gelişme de, geleneksel olarak Oracle, SAP ve IBM beğenisine sahip bir pazarda, küçük oyuncuların sayısının gittikçe artmasıydı. Çalışanların talebi ve günlük ihtiyaçlarına çok daha fazla uyum sağlayacak yazılım çözümlerini, birden fazla tedarikçiden sağlayan şirketlerin sayısı da gittikçe artmaya başlamış durumda. Ve bu yeni SaaS (Software as a Service – Hizmet Olarak Yazılım) şirketlerini birbirinden ayıran sadece boyut değil: kullanıcı grubu olarak da “bireysel kullanıcı(tüketici)” ile “kurumsal/şirket” arasındaki farklar ortadan kalkıyor. Bir çok kurum, önce sadece deneme amacıyla, sadece bir kaç kullanıcının bir projede kullandıkları SaaS çözümlerini, karşılaştıkları kullanım kolaylığı, verimlilik ve maliyet avantajı sebebiyle, şirket çapında kullanmaya başlamak için adım atıyorlar.

Tabii ki bu durum, her SaaS çözümünün, her kurumsal ortama hemen uyum sağlayabileceği anlamına da gelmiyor, ancak akıllı davranan SaaS sağlayıcıları, bu konuda öne çıkarak, uluslar arası başarılara imza atabiliyorlar.

Tam tersi örnekler de var. Trello, tüketici-işletme ayrımının geleneksel anlayışında geçiş yapmanın zor olabileceğinin güzel bir örneğidir. İş yerinde veya evde olup olmadığına bakılmaksızın, herkesin ve herkesin kullanabileceği, küçük ekipleri yapılacak işler etrafında bir araya getirmeye dayanan bir üründür. Trello’nun sorunu, kurumsal ürün haline getirmek için gereken yönetimsel araçları geliştirememesiydi. İşletmeler kullanıyordu, ancak Trello yeterince para kazanamadı. Ardından, proje ve şikayet takip yazılımı Jira’nın arkasındaki şirket olan Atlassian tarafından satın alınarak yoluna devam etti. Trello gibi örnekler çoğaltılabilir, ama buradan çıkartılması gereken sonuç şudur; her ne kadar tüketici yazılımları giderek işletmeler tarafından yükselen oranda kullanılmaya başlasalar da, uzun vadede bu iki alanda da başarılı olabilmek için, her bir kullanıcı grubunun ihtiyaçlarını dikkate almaya ve bu ihtiyaçlara yönelik araçları oluşturmaya mecbursunuz. Aksi taktirde, bu iki kullanıcı grubundan birini veya ikisini birden kaybetmeniz an meselesi olabilir.

Neden SaaS yazılımları tercih edilen çözümler haline geldiler?
Peki o zaman biraz da bu değişimi destekleyen SaaS özellikleri nelerdi, bunu irdeleyelim. SaaS çözümlerinin bir çoğunda ortak olan aşağıdaki özellikler, bireyler kadar, kurumlar tarafından da benimsenmelerini ve yazılım dünyasında önemli bir değişim başlatmalarını sağlamıştır.

1. Düşük İlk Başlangıç Maliyeti: SaaS çözümlerinde, kullanacağınız yazılımı çalıştırmak için yeni bir donanım almanıza gerek olmaz. Çoklu platformda çalışabilirler. Ayrıca, yazılım ön tanımlı ve optimize edilmiş olarak hazır olduğu için, yazılım kurulması için geçen sürelerden tasarruf edersiniz. Yapılması gereken bir kaç entegraston ise, genellikle API’yle ve tedarikçi şirket tarafından çok hızlı şekilde gerçekleştirilir. Bunların hepsi sizin ilk başlangıç maliyetinizin önemli ölçüde düşmesini sağlayan etkenlerdir.

2. Hızlı Seçim, Hızlı Devreye Alma: SaaS modelinde, yazılım uygulaması zaten kurulmuş ve yapılandırılmıştır. Kullanıcılar kısa sürede bulut kurulumunu yapılandırabilirler. Bu, fayda sağlama süresini kısaltır ve hızlı tanıtım ve prototip oluşturmaya izin verir. Ücretsiz denemeler sunan birçok SaaS şirketi ile bu, kurumun yararını kanıtlamak için kolay bir keşif aşaması ve sonrasında hızlı canlı devreye alma anlamına gelir. SaaS hizmetlerinin çoğu, belirli kullanım senaryolarına göre hazırlanmış aylık “Paket”ler halinde sunulurlar. O an için size en uygun olan paketle başlamanız, işlerinizin büyük oranda başarıyla yürütülmesini sağlayabilecektir. Üstelik dilerseniz ihtiyacınız değiştiğinde, en kısa sürede “Paket”inizi değiştirmek sadece 1 tık ve aylık maliyette ufak bir değişime bağlıdır.

3. Kullandığın Kadar Öde: SaaS yazılımı hem abonelik hem de bir dereceye kadar yönetim için öngörülebilir maliyet avantajını sağlar. Ölçeklendirirken bile maliyetlerinizin ne olacağı konusunda net bir fikriniz olabilir. Bu, özellikle yükseltmeleri yönetmek ve sahip olunan bir örneği ilgilendiren sorunları gidermek için dahili BT maliyetleriyle karşılaştırıldığında çok daha doğru bütçelemeye izin verir.

4. Güncelleme/Güvenlik/Güvenilirlik: SaaS modeli kapsamında, yazılım satıcı tarafından barındırıldığı için, yazılımı işletme/yükseltme sorumluluğunu üstlenir, güvenilir olmasını sağlar ve söz verdiği hizmet seviyesinin tutturulmasını ve uygulamayı ve verilerini güvende tutmasını sağlar. Bazı BT çalışanları işletme duvarlarının dışındaki güvenlik konusunda endişelenirken, muhtemelen SaaS sağlayıcısı İşletmenin sağlayabileceğinden çok daha yüksek bir güvenlik seviyesine sahiptir. Ayrıca, veriler satıcı tarafından otomatik olarak yedeklenir, bu da ek güvenlik ve gönül rahatlığı sağlar. Veri merkezi barındırmadığınız için, felaket durumu kurtarma işlemlerinden ek bir avantaj elde edersiniz. Son olarak, SaaS sağlayıcısı bu sorunları kendi temel yetkinliklerinin bir parçası olarak yönetir ve BT personelinize en iyi bildikleri sistemler üzerinde çalışmak için zaman kalır.

5. Hızlı Öğrenme ve Adaptasyon: SaaS yazılımlarının çoğuna tanıdık web tarayıcıları aracılığıyla erişilebildiğinden ve çoğunlukla özel yazılımlara göre daha basitleştirilmiş süreçlere sahip olduklarından SaaS uygulamaları daha düşük öğrenme eğrilerine ve daha yüksek benimseme oranlarına sahip olmaktadırlar. Bu, özellikle “şirket içi yazılım geliştirme” ve uygulama maliyetinin çok daha yüksek olması nedeniyle önemli olabilir. Hiç kimse, özel olarak geliştirilen yazılıma veya kullanıcıların benimsemeyi umursamadıkları kullanıma hazır bir yazılıma çok fazla yatırım yapmak istemez. Örneğin satışlarda, kullanıcıların rahat kullanabileceği bir sipariş alma uygulamasına sahip olmak çok önemlidir. Satış görevlileri saha satışında olmak ister – eğitimde değil.

6. Entegrasyon ve Ölçeklenebilirlik: Çoğu SaaS uygulaması, iş yapış biçiminize göre bir miktar özelleştirmeyi desteklemek üzere tasarlanmıştır. SaaS satıcıları yalnızca ERP’ler veya CRM’ler gibi dahili uygulamalara değil diğer SaaS sağlayıcılarına da bağlantı sağlamak için API’ler oluşturur. Bu sayede sahadaki bir satış görevlisi katalog üzerinden envanteri kontrol edebilir, siparişi onay için müşterinin önüne yazabilir, gönderebilir ve onay alabilir. Bir SaaS sisteminde ölçekleme yapılırken, sunucu kapasitesine ve yazılım lisanslarına ayrıca yatırım yapmaya gerek yoktur. Sadece aboneliğin cinsini veya sayısını ayarlamanız yeterli olacaktır.

7. İstediğin Yerden Çalış: Yazılım bulutta barındırıldığından ve İnternet üzerinden erişilebilir olduğundan, kullanıcılar, bağlandıkları her yerde mobil cihazlardan erişebilirler. Bu, bir satış görüşmesinden önce müşteri siparişi geçmişlerini kontrol etmenin yanı sıra gerçek zamanlı verilere erişim ve müşteriyle birlikte gerçek zamanlı sipariş vermeyi de içerebilir. Yol savaşçıları için, ihtiyaç duyduklarında yazılıma ve verilere erişme yeteneği satışın niteliğini değiştirebilir.

Sonuç olarak, “yazılım dünyası” nereye gidiyor?
Elbette pazardaki büyük oyuncular da pazardaki trendleri görerek bu yeni dünyaya uyum sağlamaya çalışıyorlar. Fakat şimdi Oracle ve benzeri büyük oyunculara başka uyarı işaretleri de var. İlk olarak, piyasada, Oracle ve benzerlerine artık çok daha az yer var. İkincisi, yazılım satın alanlar açısından kullanıcı odaklılığı dikkate almamak gittikçe daha zorlaşıyor. Ürünler daha iyiyse, insanlar onları daha fazla kullanmak istiyorlar. Eğer personel satış kayıtlarını geç giriyorsa veya veya CRM’i güncellemiyorsa, veya birbirleriyle “çok etkili” bir şekilde iletişim kuruyorsa, bu takımınızla ilgili bir sorun değil, araçlarınızla ilgili bir soruna işaret ediyor olabilir.

Tüketici pazarında her zaman iyi araçlar mevcuttu ve bu araçlar artık işletme alanında da ayrım gözetmeksizin artmakta. İşgücünüzü onlarla donatmamak, rakiplerinizin daha hızlı gidebileceği anlamına gelir. Son olarak, eğer bir SaaS şirketi iseniz, şimdi her zamankinden daha fazla kurumsal SaaS yazılımları, tüketici yazılımı alanında uzun süredir var olan aynı özen, hassasiyet ve özenle üretilmeli ve satılmalıdır.

Faydalanılan Kaynaklar:

https://www.forbes.com/sites/christianowens/2019/01/31/software-has-undergone-an-inexorable-power-shift-ignore-it-at-your-peril/#6e53e06651be
https://www.handshake.com/blog/why-saas-cloud-benefits-vs-on-premise-software

Yazıyı paylaş:

GÖRÜŞLERİNİZİ PAYLAŞIN

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir